October 17, 2021

Ergenlik çocukluk ile erişkinliğin iç içe geçtiği, ne tam çocuk ne de tam erişkin olunamayan bir dönemdir. Erişkin dönemi MÖ 300’lü yıllarda Aristoteles tarafından tanımlanarak tıbbı kaynaklara girmiştir. Aristoteles, ergenliği erişkin dönem öncesi yaşanması gereken bebeklik, çocukluk ve genç erişkinlik bölümleri içinde tariflemiştir. 18.yüzyılda Jean-Jacques Rousseau ergenliği şiddetli rüzgarda kabaran dalgaların en üste ulaştığı nokta olarak ifade etmiş, ebeveynleri uyararak bu dönemde dümenden ellerini ayırmamaları gerektiğini yoksa her şeyin kaybolabileceğini söylemiştir.

Çocukluktan çıkılıp erişkinliğe adım atılan bu geçiş dönemi, anne karnı ve bebeklik dönemi hariç en hızlı ve en önemli değişimlerin yaşandığı gelişimsel bir süreçtir. Sakin, uysal, anne babanın dizi dibinden ayrılmayan çocuk birden bire agresifleşmiş, asileşmiş, bir tuhaf olmuştur. Bıyıkları terleyen, sesi kalınlaşan küçük delikanlı anne babaya kafa tutmakta, ev işleri ile hiç ilgilenmeyen erkek çocuklar, hiç umursamayan küçük kız yemekte, temizlikte annesinin yardımcısı rolünü üstlenmekte, saçına başına pek özen göstermektedir.

Ergenlik dönemi, aralarında bazı anlam farkları bulunmakla birlikte puberte, buluğ çağı, adolesan dönem, jüvenil dönem, erinlik dönemi gibi isimlerle de anılabilmektedir. Ergenliğe, üstesinden gelinmesi gereken görev çözülmesi gereken çatışmaların bulunduğu, doğal bir bilişsel gelişim süreci olarak ta tarifleyebiliriz.

Normal gelişim süreci için bu dönemde aşağıdaki görevler tamamlanmalıdır.

  1. Gerek kendi gerekse karşı cinsten akranlarıyla yeni ve olgun ilişkiler kurmak,
  2. Cinsiyetinin gerektirdiği kadın veya erkek rolünü kazanmak,
  3. Kendi fiziğini kabullenmek, bedeni ile barışık olmak,
  4. Sosyal kuram ve davranışları içselleştirerek benimseyip, uygulamak,
  5. Ebeveynleri ve diğer erişkinlerden farklı, kendine has duygusal bir yapı kazanmalıdır,
  6. Kariyer planları olmalıdır,
  7. Aile kurmak için kendini hazırlamalıdır,
  8. Belli bir ideolojiye yönelik ahlaki ve toplumsal değerleri kazanmalıdır.

Özetle ergenlik, bireysel kimliğin kazanıldığı, bağımsızlık duygusunun oluşturulduğu, sosyal yakınlıkların kurulduğu, cinsel kimliğin kazanılıp ifade edildiği, özgüveni gelişmiş, toplumda yetkin bir üye olarak yer almaya hazır olma zamanıdır. Ergenlik dönemi boyunca birey kendi sınırlarını sürekli test edecektir. Sınırlarını öğrendiğinde artık ergenlikten erişkinliğe geçiş başlayacaktır.

Ebeveyn olarak, ergenliğin çalkantılı dönemindeki sabırsızlık, kararsızlık, kararların çabuk değişmesi, çocuğun özgürlük ve arkadaşlarına aşırı düşkünlüğü, çelişkili tavırları, sınır koymayı bilememeleri, sorumluluklarını başkalarına yükleme eğilimleri, fütursuzca kendine güvenip ona bir şey olmayacağına inanmalarına hazır olmalı, kişiliklerine ve kararlarına saygı gösterilmelidir.

Ergenlik dönemi, erken ergenlik (12-14 yaş), orta ergenlik (14-17 yaş) ve geç ergenlik (17-19 yaş) olarak 3 alt döneme ayrılabilir. Erken ergenlik dönemi hormonal sistemin aktiflenmesi ve ciddi dalgalanmalar göstermesi ile başlar. Hormonal değişime bağlı fiziksel ve zihinsel değişimler görülür. Ergen, anne babası ile çatışma içine girebilir, otoriteye karşı çıkmaya başlar, sınırlarını test eder. Eskiden çok güçlü, mükemmel olarak gördüğü anne babası gözünden düşmeye başlamıştır. Artık arkadaşları, anne babasının yerini almaya başlayacak, en çok onlarla zaman geçirmek isteyecektir. Odasında yalnız kalıp müzik dinlemek, hayal ve fanteziler kurmak çok daha eğlencelidir. Bazen cinsel dürtüler çok güçlü olur ve ergen gününün büyük bir bölümünü cinsellikle ilgilenerek geçirir. Masturbasyona düşkünlük gösterebilir. Sigara ve madde kullanımı gibi denemelere girebilir. Çoğu kez alıngandır ve öfke patlamaları yaşayabilir. Ergen bu dönemde mükemmel özdeşim nesnesi olarak gördüğü anne babasından uzaklaşıp, özdeşim nesnesini yitirdiği için bir boşluk duygusu yaşayabilir. Orta ergenlik döneminde, artık değişime yavaş yavaş alışılmıştır. Cinsel dürtülerini ve öfkesini kontrol edebilmektedir. Aileden bağımsız olmaya çalışırken kendince idoller ve rol modeller geliştirir. Sınırlarını keşfetme, kendi değer yargılarını, dünya görüşünü, önceliklerini belirleme noktasında birçok denemeler yapmak durumundadır. Bu denemeler nedeni ile tutarsız ve dengesiz görüntü sergilemesi doğaldır. Bugün yücelttiği bir olguyu, yarın yerin dibine sokabilir. Bu konularda aile ile yoğun zıtlaşma yaşar, her şeye muhalif yaklaşır. Bu çatışmaların temelinde ayrılma ve bireyselleşme çabaları yatar. Anne babadan geri çekilen duygusal yönelim karşı cins akranlara yönelir. Karşı cinse yönelimin sorunsuz atlatılması, erken çocukluk ve gizillik dönemi dediğimiz 6-12 yaş arasında hem cins ebeveyni ile uygun özdeşimi kurabilmesine bağlıdır.

Geç ergenlik döneminde büyüme ve değişim artık yavaşlamıştır. Genç bedenine, beynine, duygu ve dürtülerine alışmıştır. Bu dönemde dürtülerini bekleterek, sosyal ve kültürel beklentilere uygun eylemler verebilmeyi öğrenmiş olmalıdır. Soyut kavramlar netleşmiştir. Kimlik ve dünya görüşü iç tutarlılık kazanmıştır. Ergen artık cinsel kimliğini, akademik beklentilerini, yaşam amacını net olarak ifade edebilmelidir. Sınırlarının farkında, yeteneklerinin bilincinde olması, ergenlik döneminin bitmek üzere olduğunun işaretidir. Evlenme, aile kurma, iş ve meslek sahibi olma seçimleri şekillenmiş olmalıdır. Psikodinamik açıdan bu evre bütünleşme, tutarlılık kazanma ve somutlaşma dönemidir. Bu dönemin sonunda ego işlevleri ergenlik öncesi bilinçdışı çatışmalardan kurtularak, özgün ve tutarlı bir yapı kazanmış  olmalıdır. Kendilik ve nesne tasarımlarının görece sabit bir yapı kazanması ile kişi kendinden olanla olmayan ayırımını yaparak beden, zihin, ideal ve değer yargılarını içselleştirecektir. Ergenlik sonunda erken çocukluk dönemi çatışmaları tamamen ortadan kalkmasa da, benlik işlevleri ile uyumlu hale getirildiğinde herhangi bir ruhsal sorun yaşanmayacaktır.

Tüm bu süreçlerin sonunda somut gerçeklik dışındaki soyut gerçeklik keşfedilerek aile, okul, iş ortamı, millet, devlet gibi uzaydaki maddi gerçeklikle din, felsefe, ideoloji, tasavvuf gibi soyut gerçeklik kaynaşarak iç huzuru ile dolu bir yaşam sürdürülmeye çalışılacaktır. Ergen bunu sağlayabildiği ölçüde sağlıklı bir yetişkin olacaktır.

Yaşanması gereken doğal bir süreç olan ergenlik  %80 herhangi bir klinik patoloji göstermeden tamamlanır. Bireysel etkenler, aileyle ilgili etkenler ve toplumla ilişkili etkenlere bağlı olarak %20 vakada ciddi sorunlar da yaşanabilir. Olumsuz etkenlerin birleşmesi ile kimlik karmaşası görülebilir. Manik depresif bozukluk, depresyon, şizofreni, yeme bozuklukları gibi psikiyatrik tabloların ilk atakları ergenlikte tetiklenebilir. Karşı cinsle erken yakınlaşmaya bağlı cinsel sorunlar, madde kötüye kullanımı gibi dürtüsel problemler yaşanabilir.

Aile içi etkileşim, ailesel stres kaynakları, ebeveynlerin ergene olan tutumları birçok psikososyal sorunun ana kaynağı olabilir. Özerklik kazanımı, kendilik ve kimlik gelişim, cinsel kimlik gelişimi, bilişsel, duygusal ve ahlaki gelişimde ailenin rolü çok önemlidir. Boşanma, ebeveyn kaybı, ekonomik yoksunluk gibi belirgin çalkantı ve değişim yaşayan ergenlerde bu dönemin zorlu geçmesi kaçınılmazdır. Hızlı şehirleşme sürecinde ailenin inanç sistemi ile yaşanılan kültürel ortamın çatıştığı durumlarda da ergenin gelişim süreci sıkıntılı olmaktadır. Ergenin zeka kapasitesi, dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu, özgüven eksikliği gibi bireysel yetenek ve kusurları da ergenlik döneminin nasıl geçirileceğini doğrudan etkileyecektir. Okul ve şehir değişikliği gibi stres yaratıcı durumlar stabil seyreden bir ergenin dorunlar yaşamasına neden olabilir.

Bu çalkantılı dönemin sorunsuz atlatılmasında ebeveynlere büyük sorumluluklar düşmektedir.  Anne babanın bu süreçteki doğal, fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal ve sosyal gelişim basamakları hakkında bilgi sahibi olarak, ergenin öncelik ve ihtiyaçlarına duyarlı olmaları temel görevleridir. Ne çok disiplinli ve katı, ne de aşırı gevşek olmayan, koruyuculuğunuzu ve sahiplendiğinizi perde arkasından hissettiren tutarlı ve her ne olursa olsun onu kabullenici yaklaşımınız en doğru tutumdur. Çocuğun bireysel özelliklerine uygun sevdiği ve benimsediği okul ve arkadaş ortamı da bir çok sorun için engelleyici bir faktör olacaktır.